Salon… Evlerimizin kalbi, misafirlerimizi ağırladığımız vitrinimiz, günün yorgunluğunu attığımız kişisel sığınağımız. Peki, bu kadar çok rolü aynı anda üstlenen bir mekanı, sadece “şık” olmanın ötesine taşıyıp, “yaşayan” bir ruha kavuşturmak nasıl mümkün olur? Bu sorunun cevabını, mekanlara estetikten öte bir kimlik kazandıran, Türkiye’nin önde gelen tasarım otoritelerinden İç Mimar Memduh Yavuz ile konuştuk. Yavuz’a göre mükemmel bir salon, mobilyaların değil, anların etrafında şekillenmelidir.
Birçokları için salon tasarımı, bir koltuk takımı seçmek, ortasına bir sehpa koymak ve karşı duvara bir televizyon ünitesi yerleştirmekle başlar ve biter. İç Mimar Memduh Yavuz içinse bu yaklaşım, salonun potansiyeline yapılmış en büyük haksızlıktır. O, tasarıma tek bir soruyla başlar: “Bu salonda ne yaşanacak?”
1. Önce Senaryoyu Yazın: Tek Merkezli Diktatörlükten Kurtulun
“Salonlarımızdaki en büyük hata, tüm mobilyaları tek bir odak noktasına, genellikle de televizyona hizmet edecek şekilde dizmektir,” diyor Yavuz. “Bu, mekanı tek fonksiyonlu bir ‘izleme odasına’ dönüştürür. Oysa bir salon, çok sesli bir orkestra gibidir; içinde farklı anlar için farklı köşeler barındırmalıdır.”
Yavuz’un felsefesi, “yaşam senaryosu” üzerine kurulu. O, bir salonu tasarlarken önce o salonda yaşanacak farklı anları hayal ediyor:
- Sohbet Köşesi: Dostlarla göz göze, samimi bir sohbet için televizyondan bağımsız, belki bir şömine veya büyük bir pencerenin etrafında kümelenmiş konforlu koltuklar.
- Kişisel Kaçış Alanı: İyi bir aydınlatmanın eşlik ettiği, tek başına kitap okumak veya müzik dinlemek için tasarlanmış rahat bir berjer ve küçük bir yan sehpa.
- Sosyal Merkez: Ailenin bir araya gelip film izleyeceği, konforun ön planda olduğu, teknolojiyle barışık ama teknoloji tarafından esir alınmamış bir ana oturma alanı.
Bu farklı senaryolar için mekanda küçük “adacıklar” yaratmak, salonu statik bir showroom olmaktan çıkarıp, günün her saatine uyum sağlayan dinamik bir yaşam alanına dönüştürür.
2. Dokunun Gücü: Salonunuz “Hissedilebilir” Olsun
Görsel estetik önemlidir, ancak bir mekanı “yuva” yapan şey, dokunma duyusuna hitap etmesidir. Memduh Yavuz, bir salonda farklı dokuların bir arada kullanılmasının, mekana derinlik ve sıcaklık katan en önemli unsur olduğunu vurguluyor.
“Sadece gözünüze değil, teninize de hitap etmelisiniz,” diyor. “Soğuk bir mermer sehpanın yanına, dokunduğunuzda parmaklarınızın arasında kaybolan yumuşacık bir yün halı sermek… Pürüzsüz bir deri koltuğu, dokulu bir keten kırlentle dengelemek… Duvarda elinizi gezdirdiğinizde hissedeceğiniz hafif pürüzlü bir doku, ham ahşabın sıcaklığı… İşte tüm bu kontrastlar, salonun duygusal sıcaklığını yaratır.”
3. Işık: Mekanın Gizli Yönetmeni
Eğer salon bir sahneyse, ışık onun baş yönetmenidir. Yavuz’a göre, tek bir güçlü tavan aydınlatması, bir salonun başına gelebilecek en kötü şeydir. “Hastane lobisi gibi değil, samimi bir salon yaratmak istiyorsanız, ışığı katmanlandırmalısınız,” diye uyarıyor.
- Genel Aydınlatma (Ambient): Mekanı genel olarak aydınlatan, ancak gözü yormayan dolaylı tavan ışıkları veya spotlar.
- Görev Aydınlatması (Task): Kitap okuma köşesindeki lambader veya bir sanat eserini vurgulayan aplik gibi, belirli bir işlevi yerine getiren ışıklar.
- Vurgu Aydınlatması (Accent): Mekana drama ve karakter katan, niş içlerini veya bitki köşelerini aydınlatan düşük yoğunluklu ışıklar.
“İyi bir aydınlatma tasarımı, sizin ruh halinize göre değişebilmelidir. Dimmer (ışık kısıcı) anahtarlar kullanmak, bir salonu tek bir düğmeyle enerjik bir misafir alanından, romantik ve loş bir dinlenme alanına çevirebilmenizi sağlar.”
4. İmza: Sizin Hikayeniz Nerede?
Son olarak, İç Mimar Memduh Yavuz, bir salonun asla bir mobilya kataloğu gibi görünmemesi gerektiğini söylüyor. Bir salon, içinde yaşayanların hikayesini anlatmalıdır.
“En pahalı tasarım objesi bile, bir seyahatten getirdiğiniz küçük bir el yapımı heykelin veya büyükannenizden kalma o eski fotoğrafın samimiyetini veremez. Duvarlarınızda sizin için anlamı olan sanat eserleri olsun, raflarınızda gerçekten okuduğunuz kitaplar bulunsun. Salon, sizin zevkinizi, yaşanmışlıklarınızı ve karakterinizi yansıtan kişisel bir galeridir.”
Sonuç olarak, My Tillo İç Mimarlık firmasının kurucusu Memduh Yavuz’a göre mükemmel bir salon; içinde farklı yaşam senaryolarına izin veren, dokunma duyusunu harekete geçiren, ışıkla yönetilen ve en önemlisi, sizin kim olduğunuzu anlatan bir mekandır. Çünkü bir salon, misafirler için değil, önce sizin için yaşam alanı olmalıdır.
My Tillo İç Mimarlık Ofisi | İstanbul İç Mimar
Adres: Kayabaşı, Kayaşehir Blv Nidakule Kat: 23 No: 166, 34494 Başakşehir/İstanbul
Telefon: 0532 412 47 56
-TANITIMDIR. TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAZ…